Dünya, yapay zekâ teknolojilerinin öncülüğünde yeni bir ekonomik ve jeopolitik döneme doğru sürükleniyor. Trilyon dolarlık yatırımların, agresif teknoloji savaşlarının ve dijital egemenlik tartışmalarının damga vurduğu bu süreçte, hem küresel piyasalar hem devletler hem de teknoloji devleri eşi benzeri görülmemiş bir rekabet içine girmiş durumda. Bir yanda ABD’de özel sektörün başını çektiği kontrolsüz sermaye akışı ve teknoloji şirketleri, diğer yanda ise Çin’in devlet gücünü arkasına alarak yürüttüğü planlı bir yapay zekâ stratejisi bulunuyor.
Tartışmanın giderek hararetlenmesinin ardında yalnızca ekonomik hesaplar değil; ülkelerin küresel güç yarışındaki konumlarını, veri egemenliğini ve teknolojik bağımsızlığını koruma kaygısı da var.
ABD’nin kısıtlama politikalarından Çin’in çip savaşındaki hamlelerine ve Körfez ülkelerinin petrol sonrası dönemi hedefiyle yapay zekâya milyarlarca dolar aktarmasına kadar geniş bir alanda rekabet kızışıyor. Türkiye ise henüz bu yarışın başlangıç çizgisinde, teknoloji üretimi ve yapay zekâ yatırımlarında dünyadaki ivmenin gerisinde kalma riskiyle karşı karşıya.
Programda yapay zekâdaki “balon” tartışmasını, Çin–ABD rekabetinin teknoloji alanına etkilerini ve Türkiye’nin bu süreçte nerede durduğunu Gazeteci Serhat Ayan ile konuştuk.
‘İnternetin rotası belliydi, yapay zekânın sınırı hâlâ bilinmiyor’
Gazeteci Ayan, 2000’lerin internet balonunun aksine yapay zekâ alanında sınırların henüz belirgin olmadığını söyledi. Nvidia gibi şirketlerin gerçek gelirleriyle açıklanamayacak ölçüde şişen değerlemelerinin, “veriye değil hayale yatırım yapıldığını” gösterdiğini söyleyen Ayan, yapay zekânın potansiyeli konuşulsa da bu potansiyeli doğrulayacak somut verilerin henüz ortada olmadığını ifade etti:
“Önce balonu açıklamak lazım. Balon dediğimiz şey nasıldır? Avuç içi kadar bir şeydir. Onun içine yeterince hava verdiğinizde olduğu yerden çok daha fazla büyür. Ama büyürken de hassaslaşır. En ufak bir darbede patlar ve elimizdeki her şeyden oluruz. Bunu bir ön hatırlatma olarak vermek istedim. Balon deyince aslında insanlar şunu kast ediyorlar; ‘2000’li yılların balonu gibi mi?’ deyince belki 2000’li yılları hatırlamak lazım. 2000’li yılların başında internet çıktığı zaman internetle ilgili her şeyin fiyatı çok artmıştı. ‘İnternet iileride inanılmaz güzel yerlere gelecek. O yüzden de internetle ilgili firmaların hepsine yatırım yapalım’ dediler. O yatırım yaptı, bu yatırım yaptı ve olması gereken fiyatların çok ötesine geçti. Mesela bir internet haber sitesinin 100 bin tane takipçisi var. ‘Her 100 bin takipçiden herkes adam başı 20 dolar kazansa bu şirketin değeri 2 milyon dolardır’ dediler. Ama öyle bir şey olmayacağı, herkesten 20 dolar kazanamayacakları çok açıktı. O zamanlar internet balonu böyle patladı.
Şimdi yapay zeka geldiğimizde, yapay zeka da şöyle bir şey var; daha doğru dürüst kullanılmaya başlanmadı. Daha ne kadar verimli, ne kadar değil tam olarak bilinmiyor. Yani bize çok güzel veriler veriyor; ‘İleride şunu yapacaksın, ileride bu olacak’ gibi… Sağlıktan, hukuktan, eğitimden, ekonomiye kadar her yere bir dokunma potansiyeli var. Şimdi insanlar öncesinde bu potansiyeli değerlendirmek istediler. Yani mesela yapay zeka balonu dediğimiz şeyi oluşturan şeyler nedir? Mesela Nvidia diye bir şirket var. Nvidia, yapay zekanın çiplerini üreten bir şirket. Çipleri artık dünyada kapış kapış satılıyor. Bu arada çip dediğim şeyin tanesi 20 bin dolarla 100 bin dolar arasında değişiyor. Bir bilgisayarın, mesela yapay zeka soruncusunun içinde bunlardan 20 tane koyuluyor. Bu gibi durumlar var. Yani inanılmaz paralardan bahsediliyor. O yüzden Nvidia’nın hisseleri borsada aldı yürüdü. Ama öyle bir yere geldik ki, gerçekten şirket kazanmadığı ve belki de doğru dürüst kazanamayacağı paraları orada değerlemeye başladı. Yıllık 1 milyar dolar değer üreten şirketin değerinin 1 trilyon dolar olmasını kimse açıklayamıyor. Bu tamamen iyi niyetlerle açıklanıyor. Ama kimse de bunlar çıkamıyor. Çünkü değeri her gün artıyor. Hiç düşer gibi olmadı. Bir kere Çin bir duyuru yaptığında bir düşer gibi oldu, sonra hemen toparlandı. Mesela yapay zeka balonu tartışmaları çıktı. Bir anda hisseler sallanır gibi oldu; Nvidia CEO’su da çıktı ve ‘Neresi balon? Aslanlar gibi gidiyor’ dedi, hisseler tekrar yukarılara çıktı. Şimdi dolayısıyla 2000’lerle bunu kıyaslamak çok doğru olmayabilir. Çünkü internetin gideceği yer belliydi ama yapay zekanın nereye kadar gidebileceğini henüz kimse tam olarak saptayamıyor. Ortada böyle bir veri yok. Ama şimdi balonu balon yapan şeyler, onun içine üflenen para da Amerikan ekonomisinden geliyor. İnsanlar hayalleri satın alıyorlar. Ama hayal kurmayı sağlayacağımız kadar veri yok elimizde. Uyumak için, rüya görmek için önce bir yatmak lazım değil mi? Ama biz daha yatmaya bile başlamadık. O yüzden de gördüğümüz rüyalar çok saçma.”
‘Yapay zekâ eleştirileri Çin ilerlemeye başlayınca yükseldi’
Ayan, yapay zekâdaki “balon” tartışmalarının, Çin ve Rusya’nın kendi atılımlarını gösterdiği anda gündeme geldiğini belirterek söylemin büyük ölçüde Batı merkezli bir refleks olduğunu vurguladı:
‘Çin’e çip yasağı ters tepti’
Nvidia CEO’sunun ABD’nin Çin’e getirdiği çip kısıtlamalarına açıkça karşı çıktığını hatırlatan Ayan’a göre bu uyarının nedeni kısa sürede ortaya çıktı; Çin, kendi çiplerini geliştirme sürecini hızlandırdı ve beklenenden çok daha güçlü sonuçlar aldı:
‘Türkiye’de yapay zekâ konusunda atılan adımlar çok geride’
Dünyada trilyon dolarlık yatırımlar yapılırken Türkiye’nin hâlâ temel farkındalık aşamasında olduğunu, bu gecikmenin ileride çok daha ağır sonuç doğuracağını söyleyen Ayan, sözlerini şöyle sürdürdü:
‘Balon’ Amerika’da patlar, Çin ise yol haritasıyla ilerliyor’
Ayan, yapay zekâ piyasasında kontrolsüz yatırım konusunda asıl riskin ABD’de olduğunu belirtirken Çin’in 2030 hedefi doğrultusunda net ve aşamalı bir strateji yürüttüğünü vurguladı. Ayan, Washington’da plansızlık ve özel sektörün devletten destek istemeye başlamasının dikkat çekmeye başladığını söylerken, Pekin’in devlet gücüyle kurduğu sistemin çok daha sağlam adımlarla ilerlediğine işaret etti:
“Balon patlarsa Amerika’da patlar. Çünkü bu işe mantıksız ve şuursuz para aktaracak yer Amerika’da günü kurtaracak kapkaççı borsa etrafındaki insanlar. Ama Çin’e baktığımızda net devlet tavrı olarak ‘2030 yılına kadar Amerika’yı geçmeyi planlıyoruz. Bunun için de planımız şu; A yolu bu, B yolu bu, C yolu bu, ya bittikten sonra D yolu şuradan başlıyor’ dedi. İnanılmaz bir plan yaptı ve bunu bütün dünyayla da paylaştı. Ve çok da olası bir yol olarak gözüküyor. Yapay zeka sektörü için örneğin bu yıl ortaya 1 trilyon Yuan koyuyor ve ilişkili sektörlerle beraber 10 trilyon Yuan’ı bulacak’ diyor. Yani paraları da buldu, hepsinin paralarını da koydu. Şu anda mesela OpenAI buraya milyar dolara yakın bir para aktardı ama senin de çok güzel işaret ettiğin gibi, CEO’su Sam Altman ‘Devlet bize yardım mı etse?’ dedi. İşimize gelince çok serbestiz ama bazı yerlerde ‘devlet de bir tutsaydı şu işin ucundan’ filan demeye başladı. Ama Çin’de devlet zaten yatıracağı parayı Yuanlarına kadar vermiş durumda. Amerika’da bunu göremiyoruz. Amerika’nın 2030 yapay zeka planı diye bir şey yok ortada. Yani Amerika’yla rekabette Amerika’nın o dev iç pazarı var tabii ama Çin buna devletle geçmeyi planlıyor ve dediğim gibi yani şu çok önemli bir örnek; Çin’in ‘sen bir uğraş bakalım buradan ne çıkartacaksın’ dediği adam 3 ay içinde dünyanın en zengin, 40 yaş altı en zengin üçüncü adamı oldu. Yani Amerika’nın o kibrinden sıyrılıp buna o gözle bakması lazım. Bizim buradan bakınca çok güzel görüyoruz ama inşallah Amerika’daki insanlar da görüyordur. Elon Musk vs. gibi adamlar orada biraz İşin şovuna kaçtılar. Elon Musk en son ‘robotlar ülkemizi onlar savunur’ filan gibi işi terminatöre, bilim kurgu filmlere döktü.
Amerikan kapitalist sisteminde hep şunu görüyoruz; mesela bir şirketi alırken, ‘100 milyar dolara bu şirketi aldık’ diyor ama aslında 100 milyar dolar değil, 3 milyar dolar veriyor. 97 milyar dolarlık da kendi hissesini onlara veriyor. Mesela o büyük bir şeydi. Şimdi insanlar bunu, şirket 100 milyar dolar etmiş falan diye algılar ama bu yanlış. O yüzden de her şey birbirine bağlantılı oldu. Eğer birisi buradan dökülürse o domino taşının ucunu, bucağını, nereye kadar gideceğini görmek çok zor. Yapılan yatırımlar vs. şu anda yapay zeka inanılmaz para yiyor. Ama bir yere kadar yiyecek, ondan sonra çalışmaya başlayacak. Ama o çalışmaya başladığı yerde eğer doğru planları yoksa hakikaten orada çok büyük patlar, dünyaya patlar.
Çin, Avrupa Birliği, etik, rekabet ve dijital egemenlik diye 3 kelime çıkarttı ve bunun etrafında ayakları yere sağlam basarak gidiyor. Amerika koşuyor ama o koşu hızıyla nereye kadar gider? Mesela bir maratona 100 metre koşucusunu verebilirsiniz. Evet, ilk 2-3 kilometrede rakiplerine fark atar ama muhtemelen maratonu bitiremez. Amerika şu anda o 100 metre koşucusu maratoncu modunda.”
‘Yapay zekâ ülke ekonomilerinden mesleklere kadar birçok şeyi değişime uğratacak’
Yapay zekânın maliyetli ve yoğun enerji gerektiren bir süreç olsa da sonuçta ülkelerin ekonomisini, sektörleri ve günlük hayatı kökten dönüştürecek bir güç taşıdığını söyleyen Ayan, ancak bu dönüşümün yalnızca uzun vadeli yatırım kapasitesi olan aktörler tarafından başarılabileceğini kaydetti: